İsterim Ama..

Bir gün de olsa ne ister insan, bu hayattan?
Kimine sorarsın, kuş olmak istediğini söyler.
Kimi balık der , bazısını da rakıdan başkası kesmez..
Kimi bir ağacın gölgesinde gün boyu uzanmak der.
Bazısı bir günlüğüne doyasıya sevilmek ister.
Erken büyümek zorunda kalan adam, çocukluğunu ister.
Çocuk olan, büyümek ister.
Fakir olan para ister.
Zengin olan daha fazla güç ister.
Sağlığı olmayan sağlık,
Kimi huzurlu bir gün, bir gün dahi olsa..
Kimi sevdiğini ister yanında.
Kimi eşini, kimi dostunu.
Herkes bir şey ister.
Yeter ki hayat , sorsun.
Bana sorarsan, ben insanca yaşamak isterim bir günlüğüne.
Bu hayattan alacaklıyım.
Alacağım ne varsa ödensin isterim.
Hakkım ne ise verilsin.
İnsanca yaşamak isterim bir gün de olsa, bir dakika da olsa; sadece insanca yaşamak.
İnsana yakışır halde.. bana yakışır halde.
O halde!

Serpil Kaya

İstek

Bazı zamanlar izi bile olmadı günün bende.
Anlayamadım geçen zamanı.
Çocukluğum, kim bilir hangi taşın altında küfleniyordu da haberim olmadı.
Peki ya hayalime, kimler sarılıp uyuyordu da ben bir başına üşüyordum.
Seni benden alan her ne ise,
Biliyorum ki kaç mevsim geçerse geçsin,
Hiçbir yaprak, üstünde kokun ile geri dönmeyecek.
Ya da hiç bir bahar acımayacak talihime
Ve bana ilkbaharımı yaşatmayacak.
Kusuruma bakmayacağınızı biliyorum,
Kusursuz görünürken gözünüzde.
Şimdi arka sıralardan parmak kaldırdım.
Bir söz hakkı versenize..
Lütfen bu sefer de siz olur musunuz benim sabrım.
Çünkü kalmadı artık bende.

Serpil Kaya

Aşırı Doz

Ruhum sızlıyor,
Gelme ihtimalin olan tüm kapıları bir bir kapadıktan sonra
Yalnızlıktan, işte böyle sızladı ruhum.
Canımın üstüne kor ateşler düşmüşken, senin bana tek kararın “yansın”!
Ver[yansın]!
Tek tek yıldızları gökyüzünden söküp ayaklar altına aldılar
Ayı karartıp güneşi söndürdüler
Emanet bedenimi benden çok uzaklara gömdüler.
Kim konuşsa duyamadım.
Tanıdığım bir senin sesin vardı, kulağımı tıkadı.
İlk kez oldu, aynada gözlerimi kanarken gördüm.
Umutlarım yerine, hüzünler tahta çıkıp oturdu.
Acılarım şaha kalktı.
Sevdam boğazıma düğümlendi kaldı.
Kelimelerim içimde eriyip aktı.
Gözlerim doldu da ağlayamadım.
Ve hiç bir his, ateşimi düşürmek için alnıma konulan ıslak mendilin
Tadını vermiyordu.
Sabır deniyordu sessizliğime, yalnızlığın ıssız odasında.
Sensiz geçen her gün için de, bir çizik daha atıyordum duvarlara.
Ne günler günü, ne geceler geceyi kovalıyordu yokluğunda.
Halbuki ne çabuk geçmişti senli zamanlarım.
Sormuyor musun
Sorma.
İstanbul’un yorgun bir semtinde, ben bir kağıda imzamı atıyorum.
Hiç gelmeyeceğini bildiğim halde, ben her gün sana hazırlanıyorum.
Bayramlık ruhumu gezintiye çıkarıp verilen her şekeri, senin için koynumda saklıyorum.
Seviyorum bazen çocuk olmayı,
Özlüyorum bazen çocuk kalmayı.
İstanbul geliyor üstüme bir yığın kalabalıkla, ben o zaman gerçeğe dönüyorum.
bir isyan ezberlettin dilime, hatırlıyor musun
aynı nakaratı solo söylüyorum
dökülen her yaşıma kutsal bakardın ya hani
şimdilerde her okyanusu kıskandıracak kadar çok yaşım oldu
yaş satıp şiir parçalıyorum anlayacağın!

Serpil Kaya