Yetin..

Yıllar oldu anımsarım tam da şöyle olmuştu . Mesafeler yetmezmiş gibi bir de içimi kemiren bu küçük kurtla mücadele verecek değildim. Ben de gittim. Nasıl gittim ne halde gittim ben bilirim. Hani yıllar yılları kovaladı derler ya tam da o kadar zaman geçti üstünden . Nerden geldi aklına diyeceksin belki de ama ben hiç unutmadım. Ne seni unuttu bu gözler ne de gülüşünü tertemiz. İnsanın aklını alacak cinsten bir şey bu !

Kağıt kesiği gibi inceden inceden sızladı içim başlarda. İlk zamanlar bir hissizlik hükmetti . Yerini koca bir boşluğa bıraktı sonra . Gelen geçen o boşluğa bağırdı , ses yankı olup geri döndü o anlık iyi geldi . Sonra ses de yok oldu zaman içinde . Ardından her şarkı sana yazılmış hissi . Her kadeh güldürüp güldürüp ağlattı . Bağıra bağıra şarkılara eşlik ettim. İstek de bulunup bizim şarkımızda iki kat coşma halleri yaşadım. Sonra ne sızdım ama.. Anlayacağın leyla olup çöle düştüm bir mecnun uğruna . Çöl kumlarıyla yıkandım , gözüme taneleri kaçınca hıçkıra hıçkıra ağladım . Bu kadar yaş susatıyormuş insanı. Eğildim çeşmeden su içtim , sandım . serap.

Çok büyüdüm artık, etki tepkiye gebe kalıyormuş yeni keşfettim affet. Ben gidince sen de kaldığın yerde beni beklersin sandım . Kimse kimseyi beklemiyor bu hayatta. Otobüs bile kaçıyor. Geçen bir dakika geç indim diye kapıma çağırdığım taksi bile beklemeyip gidebiliyor. Sen mi bekleyecektin. Haklısın, haklıydın.

Geçenlerde yine düşündüm , zamanı geri sarsaydım önce seni sarardım kollarımla diye . İnsan içindeyken yaşamanın sabırsız, dışına çıkınca sabırlı oluyormuş. Daha ne çok şey öğretecek hayat bize. Karşına alıp hayatı bu kadarı kafi diyemiyorsun işte . Çünkü hiç bir ademoğluna hiç bir şey kafi gelmiyor. Ne kadar aç yaşıyoruz acıya , derslere , hüzne . Yetmedi , yetmiyor bu melankolik hallerimiz . Bitsin ..

Şimdilik sen hep aklımda kal , ben de arada aklına geleyim ama gideyim. Sen bende yatıya gel ben ayaküstü karşılaşması yaşayayım senle yeter. Olsun .. Bu kadarı da kafi!

Serpil Kaya

Bir Klasik

Endişeye hiç gerek yok , aramadığında buluyorsun kayıp bir eşyanı bile ..

Demir kapıları içerden sürgüledim , içeriye kilitledim kendimi. Kaç kilit çevirdim kim bilir . Sonra başka bir oda , içerden dışarıya kilitli. Küçük bir odada bir başına ben .. Yatağın en ucuna oturup bacaklarımı çektim kendime doğru . Dizlerim çeneme değerken kapladığım yeri düşündüm bu hayatta ve bir evin içinde. Hiç. Hem ruhum hem bedenim bu dünyayı pek de istila etmiyordu aslında . Orada öyle bir hayat yaşasam benden bihaber sürse hayatlar pek de bir şey değişmezdi onlar için, kimse için.. Kimin rüyasıydım. Tanrı bir rüyaya yatmış bizi mi görüyordu. Bu kadar var olmakla bu kadar yok olmak arasında olamazdık . Bir gün iyi bir gün berbat olamazdı her şey. Hiç bir gün diğerinin aynısı olmuyordu çünkü .

Bildiğin gibi değil vaktini dolduruyorsun bu ömürde iyi veya kötü. Gitmeye geldin , bunu aklından çıkarma . Benim de üstümü ört artık. Gece soğuk, üşümeye başlıyorum. Çok fazla gerçeklerle yaşadık biraz da düş kurmalı bu soğuk ve sessiz geceye inat. Isınırız belki. Ya da düşlerin ışığı yüzümüze bir ışık olur, kim bilir. “Ben bilecek değilim ya her şeyi” dedim, geceye . Gece ile oturup konuştuk sabaha kadar . Sabah olunca o da gitti. Her gece sabaha varıyordu . Her sabah geceye . Biri bitmeden biri başlamıyordu . Soruyorum sana bu yüzden mi gittin , peki ya ben bu yüzden mi bittim.

Kaç gün oldu arıyorum , en sevdiğim bir çift küpe. Öyle yerlere baktım ki , aklın hayalin durur nasıl bir iç dünyan var senin diye sorgulamaya yeltenirsin . Kirli sepetinin en dibi, halının altları , ayakkabı kutularım, parfüm şişesinin içi; bir ara eve tadilata gireyim dedim. Yorulmuş uyumuşum sonuç olarak. Gün ağardı, kalktım. Aynaya baktım , ki senden sonra kendimi bile görmek istemiyordum . Barış ilan etmenin zamanıydı . Pes etmiştim hem o bir çift küpeyi aramayı hem de kendimle küs olmayı bırakmalıydım. Daha fazla süremezdi bu kırgınlık . Ben de, beni affettim. Aynada parladı bir çift küpe. Kulağımda takılı bir çift küpe. Kulağına küpe olsun dedim kendime; kayıp bir şey için önce en olmazlarla vaktini kaybetme belki onlar olması gereken yerde duruyorlardır, sen görmezden geliyorsundur. Kim bilir!

Serpil Kaya