Deneme

Aynen

Yazamadım sana.

Kusuruma bakmazsın değil mi? Biliyordum, bakmayacağını.

Dilim varmadı diyelim, yok yok elim varmadı demek daha doğru olur.

Ben, düşünüyordum. Her gün, her an düşünüyordum. Anıları diziyordum, kronolojik bir sıralama yapıyordum belki de. Bir de söyleyeceklerim sıralanıyordu bir bir kafamda. “Önce ben” diyorlardı , “yok hayır, önce ben”. “Kavga etmeyin durun” diye kafamın içine seslendim. Her şeyin, herkesin bir sırası vardı. Aklım biliyordu bunu, ben biliyordum ama gerçek hayat öyle mi. Sıra mı dinliyor. Sırasız gidiyor, gidenler. Benim adaletime kalmış olsaydı, hayatta bırakmazdım seni.

Biraz daha kalsaydın be arkadaş. Alışmam mı gerekiyor bu yokluğa şimdi. Alışmıyorum, neden alışayım hem. Neye alışayım. Ağzıma bile alamadığım bu duruma mı alışayım. Yok arkadaşım ben alışmıyorum. Kabullendim ama alışmadım. Aslında şu şekilde düşünüp kendimi rahatlatıyorum. Son diye bir şey yok, durumlar var diyorum. Bazı durumlar biter ve diğerleri başlar. Sen bu durumdan oldukça sıkıldın belki de ve başka bir duruma geçtin. Biz de sıkılınca geleceğiz. Olan, bundan ibaret diyorum.  Ama yalan, insan sevdiklerini kaybedince kendilerince mantıklı gelen söylemler yaratıyorlar işte. Saçmalık, bir insanı bir daha görememek işin gerçeği. Gözyaşlarım gerçek ve tabii bu acı. Olmadığın günler gerçek. Ve bir daha seninle konuşamayacak olmak da öyle. Göçüp gitmiş olman, gerçek. Hiç olmadığı kadar hem de.

Haberi aldığımda, gece mesaisi yapmak zorunda olduğum bir mekandaydım. O, dibine kadar alkolün etkisinde olan ve kahkahalar atan insanların içinde çalışmaya devam etmek.

  • Bir şey mi istediniz?
  • Bir kadeh kırmızı şarap lütfen.

içimden ” benim arkadaşım öldü, az önce haberini aldım ama sizin için hayat devam ediyor ve bu durum sizi zerre ilgilendirmiyor. Bu yüzden gülümsemeliyim. “ diye düşünürken buldum kendimi ve o an orada, ben de kendimi bu cümlelerle vurdum. Yerdeydim ama hala gülüyordum. Sahne sanatlarına ilgi duyardım ama bu kadar iyi oynayabildiğimi ben o gün orada öğrendim.

 Bir gün önceydi, gördüm seni.  Sen, geldiğimi anladın muhakkak. Uyanırsın da, benim seni o halde gördüğümü anlarsın diye çok korkmuştum. Ellerim en az senin kadar buz kesmişti. Her kıpırdanışında, hem gözlerini açmanı bekledim hem de beni görmenden çekindim. Birkaç kişi dışında kimseyi istemedin çünkü ve belki de istedin ama diyemedin. Sen ne o yatakta bir hastaydın ne de biz bir hastaneydik. Ben hayalimde, en güzel kıyafetini giydirdim sana, en güzel gülüşünü taktım yüzüne. İşte “Bahar” geldi dedim. “Aynen” dedin ve savurup saçlarını, arkanı dönüp gittin.

Yüreğimizdesin, yüzümüzde bir gülümsemesin. Bir tanesin. Sensin. Bahar’ım…

Serpil Kaya

4 Yorum

  • Leer mas...

    Oh my goodness! an amazing article dude. Thank you However I’m experiencing concern with ur rss . Don’t know why Unable to subscribe to it. Is there anybody getting identical rss downside? Anybody who knows kindly respond. Thnkx

  • Mas info

    After research just a few of the blog posts in your website now, and I truly like your method of blogging. I bookmarked it to my bookmark web site listing and will probably be checking again soon. Pls check out my web site as well and let me know what you think.

  • SammyCak

    Read our in-depth iPhone XS Max review
    Read our hands-on iPhone XR review
    link
    Read our hands-on Apple Watch 4 review
    iPhone XS price and release date
    iPhone XS

  • SammyCak

    Read our in-depth iPhone XS Max review
    Read our hands-on iPhone XR review
    link
    Read our hands-on Apple Watch 4 review
    iPhone XS price and release date
    iPhone XS

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Aynen